Pazar akşamından beri aklımın köşesinden çıkmıyor.
Kendini, zihnimde canlı tutmak istercesine yatağımın başucunda, o boş beyaz gazete hala duruyor.
Önüm arkam sobe der gibi.
Önü arkası boş...
Boşluklar, beni her zaman derin kuyularına sürüklemiştir.
Boş bırakılan bir yer.
Boş bir vakit.
Boşluklarını dolduracağım bir cümle.
İçinden çıkamam.
İşte aynı etkiyi, o gazete yaptı bana.
İçinden çıkamadım.
Beyaz bir kefene sarılmış gibiydi makaleler...
Bir ölünün hatırasını canlandırır gibi.
Elime aldığımda ilk şaşırmıştım oysa.
Ama sonra şaşkınlığım korkuya dönüştü.
Ürperdim...
Neler aklıma gelmedi ki...
Geçen gün okuduğum bir roman yoksa gerçek miydi?
Afganistan bir zamanlar güneşli miydi?
Ya İran’a ne demeli? Herşey 3 sene de olup bitivermişti?
Bulutlandı kafamın içi.
Köşelere sıkıştım.
Sessiz bir öfkeye dönüştüm.
Ne zaman bir boş sayfa açsam defterimden sanki o ana geri dönüyorum.
Yeniden yineleniyorum.
Korku krallığına buyur ediliyorum.
Dişlerimi sıkıyorum inatla.
Tükürük doluyor ağzımın içi.
Kötü düşüncelerin kelimelerini biriktiriyorum.
Kendime zarar veriyor bazen ateşim.
Yanıyor içim...
Buram buram yanmaktan bakalım hangi gün küle döneceğim?
3 Mart 2009 Salı
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder