14 Şubat 2010 Pazar

Öfkeli yağmura mektup

Geçen yıl , biraz da dert yanarak ; “ Bir mektupla başladı, sevdalı bir yağmurla bitti” demiştim doğanın yağmura olan özlemi için. Ama ne yazık ki bitmemiş… Yağmur, kaç gündür sürüyor sayamıyorum , sayesinde günler de birer birer birbirine benzer oldular…

Yağmur, sanki bir deli, bir çılgın aşık gibi damlalarını akıtıyor acı acı… Daha akşamdan, dev gibi tepemde dikiliyor nöbetçi kara bulutları… Sabah, güneşi saklıyor benden, aklınca başrolü oynuyor. Artık yeterince haddini aştı. Kara sevdalı olmaktan çoktan çıktı bu yağmur. Öyle şiddetli ki hiçbir şeyi gözü görmüyor , öfkeli bir koca gibi yumrukluyor toprağı… Kırıyor kalpleri... Zavallı ağaçlar, boyun büküyorlar rüzgar ile ortak olan yağmura... Evler teslim ediyor kendilerini azgın sulara… Bir inme geliyor sanki şehrin beynine. Trafik, hayat, her şey alt üst oluyor. Sersem oluyoruz hepimiz. Bütün bunlara, yoksa sırılsıklam aşk mı dedin yağmur? Kandırma…

Islak günler arttıkça sıkkın canların da sayısı çoğalıyor bunun farkında mısın? Aşk değil bu seninkisi, düpedüz savaş açmışsın insanlığa… Bir aslan gibi kükrüyorsun gökyüzünden. Son zamanlarda, insanlar, yeteri kadar elektrik yüklü olduğu halde, her seferinde öfkeyle oturup zararla kalkıyorsun. Kızgın gözlerinden yıldırımlar çakıyorsun. Yersizce, hesapsızca savuruyorsun… Korkumuzdan, saklanmaya çalışıyoruz senden. Ya evlerde ya ofislerde hapsoluyoruz, geriliyoruz haliyle. Gündelik yaşamın akışını değiştiriyorsun aniden. Hakkın var mıydı buna? Biliyorum öc alıyorsun bizden, küresel ısınmaya kulak vermediğimizden… Bu daha ne der gibi bir de bıyık altından gülüyorsun hain. Hoş görmüyorsun artık. Bu yüzden, yağmur, kusura bakma ama seninle küs kalıyoruz… Doğanın kalbini de kırdın. Benim de canımı artık sıktın yağmur. Yeter artık, git başımızdan!

Biraz güzel günler görelim ki sevelim seni yeniden. Ama şimdi, küsüm küs yağmur seninle… Konuşmam bir süreliğine… Bekleyelim , görelim bir bahar gelsin. Belki konuşurum keyfim yerine gelince…