19 Mart 2009 Perşembe

"Hoş"

Manyak keyifliyim bugün.
Dün gece ilk kez erken uyuduğumdan sanırım. Gerçi biraz kafama yumruk yemiş halim vardı. Sabahın ilk saatlerinde kelimeleri yutulması zor bir lokma gibi yuvarladıkça yuvarlıyor çıka çıka ağzımdan anlamsız ,devrik, akıl-mantık ilişkisi olmayan cümleler üretiyordum. Neyse ki daha fazla ileri gitmeden, keskin bir kahve ile kendime geldim.

Hani denir ya “ay bu hoş olmuş biraz” diye. Aynı “hoş” luk, “boş”luktan mıydı, yoksa delilikten miydi çözemedim... Deliliğe vurdum herşeyi öyle idare ettim. Desenli çorap uğruna giydiğim bol yırtmaçlı eteğim, bir de altına geçirdiğim sivri burunlu parlak çizmelerim enerjimi doruklarına çıkardı sanki. Öyle güçlü, öyle havalı hissettim ki kendimi. Bugün, en beğendiğim artisti görsem aldırmayacak, sallına sallına yanından geçip kendime baktırtacaktım. İddialıydım. İşimde de olağan dışı bir durum yoktu aslında, ama ben tempoyu hep yüksek tuttum. Keyfimin kaçacağını hissettiğim en ufak bir içsıkıntısında hemen bir müzik sesi açtım. Son ses, tek kulak dinle babam dinle... Mümkün olduğunca cinayet, katliam, yoğun politika içeren haberleri okumadan teğet geçtim. Belli başlı yazarları okuyup zamanı kendime ayırdım, iyi de yaptım.

Baharı bekliyorum her gün. Fakat bahar, bir türlü gelmek istemiyor. Neden bilmiyorum bir derdimi var. Ama kimin ne derdi varsa, benim ne derdim varsa attım bugün üstümden. Kendi zevklerime önem verdim. İşten fırsat bulup her an Ooze Venueye gidip kafa sallayabilir ya da yamaç paraşütü yapmak için Kelebek vadisine gidebilirdim. Yapacaklarımı saysam bitmez, daha ne hayaller, ne hayaller... Ayaklarım bir türlü yere basmadı sanki.

Artık buna kendini beğenmişlik mi deyin, kendine güven mi ne derseniz deyin. Kendimi mutlu etme sanatıydı yaptıklarım. Saçımı gözümü sevdim bugün. En çok kendim olmayı sevdim. Bir günlüğüne de olsa dünyaya başka bir pencereden bakmayı becerebildim. Olamazların değil olabilirlerin dünyasından.Olumsuzluklara bir set çektim. O taşkın sular, beni boğacaktı az kalsın.

Yavaş yavaş bu enerjimin pili bitiyor. Gecenin ağırlığı üzerime çökerken bedenimin yorgunluğunu hissediyorum. Ama inatla pijamalarımı, pofidik terliklerimi giymedim. Uyumucam... Gece, beni uyutamazsın, senin olmak istemiyorum. Hele bir de cim-bom yeniyorken asla uyumam ben... Gözlerimi yummam. Anlaştık mı?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder