Gece, gözümden uyku akarken bir peri gelir, kelimelerini fısıldar kulağıma…
Sonra bir müzik duyarım içimden, yazmaya başlarım.
Bazen, rüyamda yakalar beni kıskıvrak. Sabahı zor ederim.
Sabahın ilk ışıklarında, yeni doğan günle aydınlanır cümlelerim.
Hiç karşılaşmayı beklemediğim bir yerde, sokakta yürürken, öyle normal seyrindeyken herşey, bir sese kulak veririm, bir yüzde hatıra bulurum. Hızlı çabuk gelir sözcükler, onları damıtarak akıtırım not defterime.
Doğada yalnız başıma, kendi kendimi dinlerken, yahut derdimi paylaşırken denizle, o minik kediyle, yeşilliğin içinden prensim gelir beni kurtarmaya. Tanrısal bir aşk bulurum o gelince, bağlanırım hayata, yazmaya başlarım.
Aklımın bir köşesinde biriktirdiğim, cümleye sokamadığın uçuşan sözcükler olur. Hizaya sokamazsın bir türlü. Onları bir düzene koymak çaba ister, arzu ister. Eyleme geçmek için bir işaret beklersin çoğu zaman. Bir nesneye takılırsın, ya da herhangi bir bakışa… Tahmin etmediğim zamanda, kaynağı belli olmayan bir yerden geliverir yaratıcı meleğim. Duygularımı, düşüncelerimi ilahi bir düzen içine sokar. Aklım, artık ona teslimdir. Dilim konuşmaz, elim yazar.
O geldiğinde, aniden başka bir ben olurum. Yenilenir, farklılaşırım.
Bütün gözler, benim gözüm olur.
Bütün seslere duyarlı olurum.
Bütün sözler, benim kalbimden çıkar.
Dünyayı, bir benim dilimden dinlersiniz.
Renklendirir, şekil veririm düşüncelere…
Duyguları bırakırım ardınızda.
İzimi süremezsiniz.
“İlham” dır artık benim adım.
29 Kasım 2010 Pazartesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
