Fotoğraf ve konu öykü atölyesinden alınmıştır.Ben, daha çok küçükken, ayranla başladı kardeşliği... Okulda okurken tenefüslerde, harçlığımla alabildiğim, karın doyurmanın en güzel yoluydu: “simit ve ayran” .
Çay içmeyen bir çocuk olarak büyütüldüğümden, uzun süre tadına varamamışım sıcak simidin ve çayın. Büyüdükten sonra keşfettim çayın tadını. Sabah erkenden işe gitmek için yollara düştüğüm vakit, soğukla yüzleştiğimde ilk, karnım buruluyor açlıktan. Çay istiyor canım, yanında simidiyle. Menü klasik; sıcak tavşan kanı çay, çıtır simit. Ne iyi gelir hem açlığına hem ısınmana. Kendine gelir insan. Kan gelir, can gelir işle güçle uğraşmaya.
En güzel, vapur arkasında otururken olur simit ve çayın kardeşliği. Aklında, hoş bir “an” bırakır.
Bir ısırık simitten alırsın, çayla ıslatırsın. O keyif bir başkadır vapurdayken... Bir martı gelir yanına. Aç belli... Simidin bir ucundan koparıp atarsın suya, o kapar sen atarsın. Simit biter, dostluk biter. Martı, gözden kaybolur ... Çayın son demi yudumlanır hüzünle. İşte böyle varırsın karşı kıyıya... Ne zaman bir simit alıp vapura binsem, o martıyı arar gözlerim. Çayım kuru kuru gitmez simitsiz. Simidim de martılarla paylaşmadan bitmez, boğazımda kalır...
Dostluktur; “çay ve simit”.
Alçakgönüllü bir ikram.
Aynı dilden konuşabilmektir, aynı ihtiyaca cevap verebilmektir.
Ufacık şeyden mutlu olabilmektir.
Sevgiyi paylaşmaktır...Bir bardak çay, bir simitle...
Çay içmeyen bir çocuk olarak büyütüldüğümden, uzun süre tadına varamamışım sıcak simidin ve çayın. Büyüdükten sonra keşfettim çayın tadını. Sabah erkenden işe gitmek için yollara düştüğüm vakit, soğukla yüzleştiğimde ilk, karnım buruluyor açlıktan. Çay istiyor canım, yanında simidiyle. Menü klasik; sıcak tavşan kanı çay, çıtır simit. Ne iyi gelir hem açlığına hem ısınmana. Kendine gelir insan. Kan gelir, can gelir işle güçle uğraşmaya.
En güzel, vapur arkasında otururken olur simit ve çayın kardeşliği. Aklında, hoş bir “an” bırakır.
Bir ısırık simitten alırsın, çayla ıslatırsın. O keyif bir başkadır vapurdayken... Bir martı gelir yanına. Aç belli... Simidin bir ucundan koparıp atarsın suya, o kapar sen atarsın. Simit biter, dostluk biter. Martı, gözden kaybolur ... Çayın son demi yudumlanır hüzünle. İşte böyle varırsın karşı kıyıya... Ne zaman bir simit alıp vapura binsem, o martıyı arar gözlerim. Çayım kuru kuru gitmez simitsiz. Simidim de martılarla paylaşmadan bitmez, boğazımda kalır...
Dostluktur; “çay ve simit”.
Alçakgönüllü bir ikram.
Aynı dilden konuşabilmektir, aynı ihtiyaca cevap verebilmektir.
Ufacık şeyden mutlu olabilmektir.
Sevgiyi paylaşmaktır...Bir bardak çay, bir simitle...
