16 Ocak 2010 Cumartesi

Huzur...


Işıkları kapatmamışlar hala... Sahil, ateş böceği gibi bir yanıp sönüyor kimi zaman. Sokaklar sessiz uykusunda. Akşamdan kalma, soğuk, yalnız sabah ile güne başlıyorum.

Yatağımda olmam gereken bir saatte uyanıp sokakta beklerken sersemim aslında. Sessizlik ürkütüyor. Uyuz bir köpek yanımda servisi bekliyorum. Korku içime birşeyler fısıldarken, ezan sesi bölüyor sohbeti. Dalga dalga yayılıyor sokaklara Allah’ın kelamı. Hadi kalkın artık dercesine, yüksek sesle duyuruyor varlığını. Ekmek kokusu karışıyor sonra ezan sesine. Mis gibi... Sıcacık bir huzur yeşeriyor içimde. Varlığımı ve aslında güçlü olduğumu hissediyorum. Soğuk bedenimi kemirirken, umrumda olmuyor uyuz köpek, ne de o karabasanlar. Huzurla doluyorum, coşku fışkırıyor içimden. Huzur, benim en önemli, en saf silahım.
...

Deli dolu hallerimle, mutluluğun kıymetini bilerek geçiriyorum günlerimi... Kafaya takmadan, hep güzel bir detay bulmaya çalışarak... Hayata güzel tarafından bakarak. Kendimi tutmadan yaşamaya çalışıyorum. Beğendim mi aldım, sevdim mi söyledim, istedim mi yaptım diyerek. Neşemi etrafa saçarak, kahkahalarıma bir yenisini ekleyerek biraz da çılgın halimle yaşıyorum hayatı. Korkmadan, huzurla...

Korkmadan yaşarsın sen de eğer farkedersen.
Kimbilir ne zaman ve nerde farkedersin?
Huzuru hissedersin?

Belki bir ezan sesini duyduğunda...
Belki taze ekmek kokusunu soluduğunda...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder